fbpx
Eğer insan için bir umut varsa!..

Eğer insan için bir umut varsa!..

Sayısız yazar, eserlerinde, kötülüğü bir ruh hali olarak tasvir etti, kötülüğün bir insanda yüzeye çıkmasını, eylem haline geçişini ve yarattığı acıları yazdı.

Ancak Kötülük, ilk kez romanın baş kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Massimiliano Santarossa’nın Il Male / Kötülük adlı romanı, Şeytan’ın katıksız bir Kötülük olarak yeryüzüne inişiyle başlıyor.

Hayatın bin bir gailesi içinde zayıf düşmüş, korkmuş, sinmiş insanların bedenine, zihnine sızıyor ve sinsice kulağına fısıldıyor;

“Boşuna debelenme, umudunu boş yere büyütme! Senin hayat diye koca amaçlar yüklediğin sayılı günler içinde ölümler ve hastalıklar var. Tecavüz, istismar, fiziki ve ruhsal şiddet var, emeğin, çabanın, alın terinin, yorgunlukların kaçınılmaz gaspı var. Birbirinize ve çevrenize nedensizce yaptığınız sayısız Kötülük var. Bu hayat denen şeyin -bir anlığına maruz kaldığın yanılsamaları ciddiye almazsak- başında sonuna acılar var.”

Bir anlığına bile durmuyor, duraksamıyor Kötülük. Koca metropoller boyutunda insah hayatının har anına, her alanına nüfuz ediyor, sarıyor, karartıyor, yok ediyor, sakat bırakıyor, öldürüyor.

Kötülük’ü bir solukta okuyacaksınız. Ancak defalarca okuyacaksınız. Her defasında bir solukta okumanız bittiğinde farklı ontolojik çıkarımlar yapacaksınız.

Kötülük var olmaya maruz kalmışlığa… hayata ve ölüme dair benzersiz bir anlatı, bitimsiz bir manifesto.

Beni niçin terk ettin?

Hıristiyan ilahiyatının en tartışılan konularındandır. Hz. İsa, çarmıha gerilmiştir. Bedensel acılar dayanılmaz bir hal alır ve acılar içinde yakarır.  Aslında yakarı da değil çaresizce bir isyan ve şikayettir bu.
“Saat üçte İsa yüksek sesle, “elohi, elohi, lema sabaktani” yani, “tanrım, tanrım, beni niçin terk ettin?” diye bağırdı.” (Markos 15: 34.)
Öte yandan Matta 7:79’da Tanrı insanlara şu vaadi vermektedir: “Dileyin, size verilecektir, arayın bulacaksınız, kapıyı çalın size açılacaktır. Çünkü her dileyen alır, arayan bulur, kapıyı çalana kapı açılır. Hanginiz kendisinden ekmek isteyen oğluna taş verir?”

Yüzlerce yıl Hıristiyan ilahiyatçılarını zora bırakmış bir çelişkidir bu. Tanrı, en zorlu anında, ayetiyle pekiştirdiği mutlak vaadine rağmen oğlunun imdadına niye koşmamıştır.

Terk edilmiştir insan!

Unutulmuştur!

İsa’dan önce de böyleydi bu… İsa’dan sonra da.

Santarossa, “Beni niçin terk ettin” isyanına kodlanmış insan olmanın biçareliğini sokuyor gözümüze.

Hiç mi yok umut?…

Umut varsa bu ‘çöküş’ten sonra olacak.

William Butler Yeats “Her şeyi yeniden yaşamaktan memnun muyuz?” diye sormuştu.

Nietzsche’in şeytanı ise, “Her şeyi, tekrar ve sayısız kez mi istiyorsun?”

Evet umut edecek ve isteyeceksek, bu dibe vurduktan sonra olacak. Santarossa’nın bilinç düzeyine çıkardığı o kuyudan çıkabilirsek şayet!

Soner Can